CEGA ÖZEL

Alaçam’ın sessiz konakları

Birçoğu 1870'li yıllardan kalma…Aradan geçen 150 yılı aşkın sürede tüm ilgisizliğe rağmen, zamana meydan okumaya, inatla ayakta kalmaya devam ediyorlar.

Abone Ol

Samsun’un Alaçam ilçesinde bulunan ve Rum mimarisinden izler taşıyan bu eşsiz konaklar, ne yazık ki aradan geçen yıllarda kaderine terkedilmiş durumda.

Birinci katlarında taş, üst katlarında ise ahşap kullanılarak yapılan konaklar, yazın serin, kışın sıcak olma özelliğine sahip. Zaman yolculuğunda bir kısmı yıkılan, bir kısmı ise yanan dünya mirası bu konakların ayakta kalanları ise, ilgisizlikten harap durumda.

Konakların birçoğu tescilli. Ancak yine de hak edilen ilgiyi görmüyor. İlçe halkının genel beklentisi konakların restore edilerek turizme kazandırılması. Bir dönem bu yönde çalışmalar olsa da sonuç alınamamış. Rum konaklarının hikayesi zaman zaman ilçede yaşayanlar tarafından farklı platformlarda gündeme getiriliyor.

Mimar Ayşe Dilek Pak da bunlardan biri. Aslen Alaçamlın olan Pak, 42 yıl İstanbul’da yaşadıktan sonra, birkaç yıl önce memleketine geri döndü.

İlçenin tarihi, kültürü konusunda oldukça duyarlı. İnstagramda açtığı “Bir kentin hikayesi” sayfasıyla Alaçamı tanıtmaya çalışıyor, özellikle de zamana meydan okuyan eski Rum evlerini. Hangi konağın kime ait olduğunu, şimdi kimlerin yaşadığını fotoğraflayarak altına da hikayelerini ekliyor:

“İşlemeli ahşap tavanlar, geniş odalar, ocaklar, sedirler, mermer çeşmeler, merdivenler, balkonlar… Hepsi terkedildi kaderine. Hepsi bu dalların ardında yapayalnız şimdi.”

Mimar Ayşe Dilek Pak, paylaşımlarında zaman zaman geçmişteki anılarına yer veriyor…

Birkaçı şöyle:

“Çocukluğum ve gençliğim bizim ev ile anneannemin evi arasındaki yolu arşınlamakla geçti. Hafızama her ayrıntısıyla kazınmış kısa, ama keyifli bir yoldu bu. Resimdeki ev de yürüyüş yolumun en doğal ve önemli figürlerinden biriydi. Alaçam dilindeki söylenişiyle Garaveller’in (Kara Veliler) evi. Ya da daha önceki Rum sahibinin adıyla Kozma'nın evi.

https://www.cermikgazetesi.com/foto-galeri/alacamin-sessiz-konaklari 

Yıllar sonra yine aynı heyecanla yürüyorum bu yolu. Her yürüyüşümde başka bir ayrıntı, başka bir sürpriz çıkıyor karşıma. Aynı zamanda büyük bir sessizlik de hüküm sürüyor artık. Çünkü çoğu ev gibi o da terkedilmiş durumda. Bu sessizliğin yarattığı hislerse bambaşka. Bazen şu karşı pencereden Kozma başını uzatıverecek gibi oluyor. Bir başka gün Necmiye evin önündeki çeşme başında Ünzile ablasıyla sohbet ediyor sanki. Sesler taşıyor pencerelerden sokağa. Bir yemek hazırlığının telaşlı sesleri, çocukların koşuşturmacası.”

Alaçam’da 1897 yılında ilkokul olarak yapılan bina şimdi Türkiye’nin ilk mübadele müzesi olarak faaliyet gösteriyor. Mimar Pak, bu müze binasından yola çıkarak, diğer konaklara da sahip çıkılması konusuna vurgu yapıyor.

“Bu bina 1897'de İptidai Mektebi (İlkokul) olarak yapılmış ve 1923 yılına kadar bu şekilde kullanılmıştır. Sonrasında ise çeşitli fonksiyonlar verilerek günümüze kadar ulaşmıştır.

1923-1945 yılları arasında Kamu Binası, 1945-1968 yılları arasında Askerlik Şubesi, 1974-1987 yılları arasında Pratik Kız Sanat Okulu, 1987-1990 yılları arasında Kız Meslek Lisesi olarak kullanılmıştır. 2007 yılında ise restorasyona başlanmış, 2012 yılında da müze olarak açılmıştır.

Binaya fonksiyon verilerek hayata geçirilmesi elbette olumlu bir adım. Restorasyonu da oldukça başarılı. Ancak bir kentin nitelikli ve güzel olmasında tek başına yeterli olamıyor maalesef. Tarihi kültürel mirasımızın tekil ve anlık çalışmalar yerine bütüncül bir anlayışla ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Ama bu konuda umut var mı derseniz, yok bence.”

Alaçam’daki Rum Konaklarıyla ilgili geçmişten günümüze birçok yazı kaleme alınmış. Bu yazılardan birinde de şöyle deniyor:

“Kurtuluş savaşı sonrası Türkiye Cumhuriyeti ve Yunanistan arasında imzalanan anlaşma neticesinde 500 bin Türk, Yunanistan'dan Türkiye'ye 1,5 milyon Rum ise Türkiye'den Yunanistan'a karşılıklı göç ettirilmiş, zorla vatan dedikleri topraklarından koparılmışlardır. Bu, tarihi zamanın şartlarında değerlendirme ilkesi ile ele alındığında gerekli bir yaptırım olarak algılanabilir ancak yüzbinlerce insan için bir trajedi olmuştur.

Bu acıyı en şiddetli yaşayan yerlerden biri de Samsun'un Alaçam ilçesidir. Alaçam, tütün ticaretiyle uğraşan zengin Rum nüfusun yoğunluklu olarak yaşadığı yerlerden biridir. Zamanında ve 1870-1900 yılları arasında bu nüfus tarafından 100'e yakın ev yaptırılmıştır.

Mübadele sonrasında Yunanistan'dan gelen Türklere devredilen evler, tüm varlıklarını göç süresince kaybetmiş insanlar için hem bir yuva hem de önemli bir varlık olmuştur. Bu evlerden 63'ü Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescil edilmiştir.

Ancak günümüzde bu evler artık sahipsiz kalmıştır. Gerek Alaçam ilçesinin ekonomik küçülmesi gerekse ilgisizlik bugün bu görkemli konakların terk edilmesine sebep olmuştur. Şimdi çoğu harabe haldedir ve yer üstündeki hazineler olarak yeni sahiplerinin bir an önce onları kurtarmasını beklemektedirler.”

Kaynak: http://samsunarsivi.blogspot.com/2011/11/mubadelen-gunumuze-samsun-alacam-tarihi.html

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3665521868588912">